Menü Kapat

Testis Kanseri ve Evreleme

Testis Kanseri ve Evreleme:

Testis kanseri, ürolojik kanserlerin %5’ini oluşturan önemli bir hastalıktır. Literatürde, gelecekte testis kanserinin sıklığının artacağına dair çalışmalar bulunmaktadır. Bu bağlamda, testis kanseri hastalarının doğru bir şekilde evrelendirilmesi ve risk sınıflamalarına göre tedavi planlarının oluşturulması hem hastaların sağlığı hem de sağlık ekonomisi açısından büyük önem taşımaktadır. Erken evre hastalıkta, prognostik faktörler tedavi alternatiflerinin seçilmesinde belirleyici rol oynamaktadır.


Testis Kanseri Evrelemesi ve Tanı:

Laboratuvar Tetkikleri: EAU (European Association of Urology) kılavuzlarına göre, testis kanserinin evrelenmesi için tanı anında üç ana serum belirteci kullanılması önerilmektedir:

  1. Alfa-fetoprotein (AFP)
  2. İnsan koryonik gonadotropini (B-hCG)
  3. Laktat dehidrogenaz (LDH)

Görüntüleme Modaliteleri:

  • Torakoabdominopelvik Bilgisayarlı Tomografi (TAP BT)
  • Testis Ultrasonografisi (USG)

Ek Görüntüleme Yöntemleri:

  • Gerekli durumlarda kemik taraması, vertebral MRG veya santral sinir sistemi görüntülemesi yapılması da önerilmektedir (D Nicol ve ark., 2024).

Serum Belirteçlerinin Yarılanma Süreleri:

  • AFP‘nin yarılanma ömrü 5-7 gündür.
  • B-hCG‘nin yarılanma ömrü 2-3 gündür.

Tanı anında serum belirteçlerinin ölçülmesi ve bu değerlerin orşiektomi (testis alınması) öncesi ve sonrası karşılaştırılması önemlidir. Evre 1 hastalığı olan hastalar, belirteçler normal seviyelere ulaşana kadar izlenmelidir.

Testis Kanseri Evrelemesinin Sonuçları: Testis kanseri için TNM (Tümör, Lenf Nodları, Metastaz) sınıflaması kullanılmaktadır. Bu sınıflama, 2016 yılında Uluslararası Kanser Birliği (UICC) tarafından güncellenmiştir (Brierley ve ark., 2016).


Prognostik Sınıflama ve Risk Faktörleri:

Evre 1 Seminom:
Seminomlu hastalar için, tümör boyutunun 4 cm’nin üzerinde olması ve rete testiste (testisin iç dokusunda) tutulum bulunması, relaps (tekrarlama) gelişimini öngörmede önemli parametrelerdir. Ancak bu parametrelerin prognostik anlamı üzerine yapılan çalışmaların kalite düzeyi, adjuvan tedavi kararlarını bu parametrelerle vermek için yeterli kanıt sunmamaktadır (Warde ve ark., 2002; Aparicio ve ark., 2014; Mortensen ve ark., 2014; Boormans ve ark., 2018; Zengerling ve ark., 2018).


Non-Seminomatöz Tümörler:
Non-seminomatöz testis kanseri hastalarında, lenfovasküler invazyon (LVI), tümör proliferasyon oranı ve embriyonel karsinom yüzdesi, evre 1 hastalarda relaps gelişimini göstermede kullanılabilir. Ancak, lenfovasküler invazyon (LVI) bu grupta en yüksek prognostik anlamlılığa sahip faktördür (Albers ve ark., 2003). Ayrıca, hastanın yaşı ve kriptorşidizm öyküsü de risk faktörleri olarak öne çıkmaktadır (Dong ve ark., 2013). Moleküler belirteçlerden Ki-67 indeks de risk değerlendirmesinde kullanılabilir (Heidenreich ve ark., 2012).


Uluslararası Germ Hücreli Kanser Çalışma Grubu (IGCCCG) Risk Grubu Sınıflaması:

IGCCCG, metastatik testis kanseri için risk faktörlerine dayalı bir sınıflama sistemi geliştirmiştir (Mead ve ark., 1997). Bu sınıflama, hastaların tedaviye yönelik kararlar alınmadan önce risk faktörlerinin belirlenmesine yardımcı olur. Sonraki yıllarda yapılan araştırmalar, IGCCCG sınıflamasının geçerliliğini desteklemiştir (Beyer ve ark., 2021; Gillessen ve ark., 2021). Bu sınıflama, hastanın yaşını ve akciğer metastazını da olumsuz prognostik belirteçler olarak kabul etmektedir.


Özet:
Testis kanseri, doğru evreleme ve risk sınıflaması yapılarak tedavi edilmesi gereken bir hastalıktır. Tanı anında kullanılan serum belirteçleri ve görüntüleme yöntemleri, hastalığın evrelenmesi ve tedavi planlaması açısından kritik rol oynamaktadır. Ayrıca, prognostik faktörler, özellikle tümör boyutu, lenfovasküler invazyon ve diğer moleküler belirteçler, tedavi stratejilerinin belirlenmesinde önemli bir yer tutmaktadır. IGCCCG sınıflaması ise metastatik hastalarda tedavi kararlarını yönlendiren bir sistemdir.