Menü Kapat

Antibiyotik Kullanımı ve Prostat Biyopsisi

Antibiyotik Kullanımı ve Prostat Biyopsisi

Prostat biyopsisi sonrası en korkulan ve ciddi yan etki, sepsis (kan zehirlenmesi) durumudur. Bu durum, özellikle transrektal biyopsi yönteminde doğru antibiyotik kullanımı ile önlenebilir. Antibiyotikler, biyopsi sonrası enfeksiyon riskini azaltmaya yardımcı olur.

Florokinolonlar, prostat biyopsisi için yıllarca kullanılan geleneksel antibiyotiklerdi. Ancak, bu ilaçların aşırı ve yanlış kullanımı, ilaç direncinin artmasına neden oldu. Bu sebeple, Avrupa Komisyonu 2019 yılında florokinolonları, prostat biyopsisi de dahil olmak üzere bazı işlemler için kullanım dışı bırakmıştır.

Florokinolonların yerine, sefalosporinler (örneğin seftriakson, sefiksim gibi) ve aminoglikozidler (örneğin gentamisin, amikasin gibi) gibi antibiyotikler kullanılmaya başlanmıştır. Yapılan araştırmalara göre, bu antibiyotikler benzer enfeksiyon oranları ile etkili olabiliyorlar ve bazen bu antibiyotikler birlikte de kullanılabiliyor.


Biyopsi Yöntemlerine Göre Antibiyotik Kullanımı:

  • Transrektal biyopsi sonrası enfeksiyon oranları, transperineal biyopsi yöntemine göre daha yüksektir. Yani, transrektal biyopsi sonrası sepsis riski biraz daha fazladır.
  • Transperineal biyopsi ise genellikle daha düşük enfeksiyon oranlarına sahiptir. Bu yöntemde, işlem öncesinde cilt temizliği yapılır ve ardından sefalosporin gibi antibiyotikler kullanılır. Bazı çalışmalara göre, transperineal biyopsi için antibiyotik kullanımı gerekmedikçe tercih edilebileceği düşünülmektedir.

Rektal Temizlik ve Antibiyotikler:

  • Transrektal biyopsi için Avrupa kılavuzuna göre, biyopsi öncesinde povidon-iyot ile rektal temizlik yapılması önerilmektedir. Bu temizlik, enfeksiyon riskini azaltır.
  • Ayrıca, bazı durumlarda rektal sürüntü veya dışkı kültürüne dayalı antibiyotik profilaksisi önerilebilir. Ancak bu, her hastanın durumuna göre değişebilir ve bireysel kararlar alınmalıdır.
  • Biyopsi Sonrası Enfeksiyon Oranları
  • Prostat biyopsisi sonrası enfeksiyon riski, biyopsi yöntemine bağlı olarak değişebilir. Yapılan araştırmalara göre, transrektal biyopsi (rektum yoluyla yapılan biyopsi) sonrası enfeksiyon oranları, transperineal biyopsi (perineum yoluyla yapılan biyopsi) yöntemine göre daha yüksektir.
  • Bir araştırma, 1.596 hastayı kapsayan sekiz farklı çalışmayı inceledi. Sonuçlar, transrektal biyopsi sonrası enfeksiyon oranlarının transperineal biyopsiye kıyasla anlamlı derecede yüksek olduğunu göstermiştir.
  • Ayrıca, çok daha büyük bir çalışmada, 162.577 hastayı kapsayan 165 farklı araştırma incelenmiştir. Bu araştırmaların sonucunda, transperineal biyopsi sonrası sepsis (kan zehirlenmesi) oranı %0,1 iken, transrektal biyopsi sonrası sepsis oranı %0,9 olarak bulunmuştur.
  • Bu veriler, transperineal biyopsi yönteminin, transrektal biyopsiye göre daha düşük enfeksiyon ve sepsis riski taşıdığını göstermektedir.

Sonuç Olarak:

Yeni yapılan araştırmalar, transrektal biyopsi yönteminin zamanla terk edilmesi gerektiğini ve transperineal biyopsi yönteminin daha güvenli ve etkili olduğunu göstermektedir. Bu nedenle, transperineal biyopsi, gelecekte daha fazla tercih edilebilir bir seçenek gibi görünmektedir.